kalan yokluktur bana… niso
June 5th, 2008aşka ölümle paralel yaklaşmaktır yalnızlık bazen sen seçersin onu bazende onu sana verirler kaderin gibi yapışır yakana her güzel yüzde umut belirir içinde ardından olmayacağına inandırırsın kendini olmazların olur olduğunu hayal edersin ama yalnızlık işlemiştir içine bütün kıvılcımlara yağmur misali düşer Read the rest of this entry »
ağrılarıma a-dört kağıdı! gulay saglicak
May 30th, 2008her hali vardı kabuğumda acının
masal yüzlü prensin cinayeti gulay saglicak
May 20th, 2008Bugün yeniden dolaştım “masal yüzlü sevgili”nin düşsel mabedinde;
Yaramazdı bana, yaram “azdı” yine
Ne derin yanmışım meğer, bu sinsi rüzgar alevimi cehenneme çevirir
Yalnız gördü ya, yine bana çektirir sayısız ıstırapları
Bakışları ne uzaktı benden ve nasıl sevgi dolu, nasıl da ışıl ışıl
Benden sormayın beni, benden bulmayın!// özgür gümüşsoy gulay saglicak
May 19th, 2008Benden sormayın beni, benden bulmayın!
Kurdelesi yeni kesilmiş eskici dükkânımda
düş gulay saglicak
May 19th, 2008Şimdi gözlerindeki karanlığa yürüyorum
YOKLUĞUN ÇELİK DUVAR, VARLIĞIN KAÇIŞ BANA… gulay saglicak
May 18th, 2008
bir seçeneğim yoktu artık, gideceğim bir kentte…
dramatik bir can çekişmesiydi aşklar. yalnız kalmış iki bedenin suskunluğuydu, yüzümdeki ayrılık … aya benzerdi yüzüm ve hep bi yanı karanlık… göğe çeviremiyordum yüzümü, düşerdim bakarsam , başım dönerdi…
usul usul gecenin kucağında sallıyorum düşlerimi, ses çıkarmayın ; uyuyor şimdi… sonsuz susmalarınız neden dillenir bu gece? konuşmayın , bakışlarınızda yeter canımın acıtmaya… ben, engelli düşlerimi salarım yine kucaklarınıza, siz istediğiniz gibi hırpalarsınız yine… uzun uzun susar, bir tek söz etmem. susun artık sihirim bozuluyor iyiden iyiye…
sevda yeminim tövbe edildi mi bu gece? nefesim sihirsiz mi artık?
bir seçeneğim yoktu, gideceğim bir kentte…
ayrılık provaları gulay saglicak
May 18th, 2008kırpmadan gözlerimi bakıyorum güneşe…
…1
aşk beni terk eden bir eylemdi…
…2
ve Aşk!!! gulay saglicak
May 18th, 2008herkes biliyordu ki ben gerçektim ve sizin gözlerinizdeki her şey ütopyaydı
bu yüzden görmezden gelebiliyordunuz,anlayabiliyordum…
biliyordum ve biliyordu herkes..
giremedim gözlerinize…
kaç sancının gözyaşımla yeşerdiğiniz bilmiyorsunuz bile..
ölüm neydi? doğarken ölmedik mi..
bu dünya koca bir mezar değil mi?
dirilişimiz ahrette değil miydi?..
ahir zaman, beni yoluna yoldaş etme..
“
***
“herkes kendini sussun konuşacak bir şey kalmadı nasıl olsa…”susan dilim, gözlerimide kekeme bıraktı…
sürçen bir lehçeyle düşümde büyütüldü…
ahir zaman telaşlarıyla bütün günahlar birer birer işlendi…
“ölümle süsle beni ve ölüm gibi gel bana
baki kal bedenimde… ”
dedi…
ve Aşk !!! yeni doğmuş bir bebek kadar savunmasız…
avuçlarıma sığacak kadar küçük…
iç kavgalarımı sona erdirecek kadar benim/di…
seviyordum…
çünkü benim/di…
gülay sağlıcak
on sekiz mayıs iki bin sekiz
HABS-İ NEFES, HABS-İ DEM… gulay saglicak
May 18th, 2008sonbahara lanet, ilkbahar tadında Aşk… eylül’e isyan !
yüzüme karşı öykünen,