Benden sormayın beni, benden bulmayın!
Kurdelesi yeni kesilmiş eskici dükkânımda
Tutkalla tamir ettiğim ahşap oyuncağımdı zaman
Hepsi aynı ağızdan çıkmış o endüstriyel yalanlarla
Birbirlerine her dokunuşta yaralanır olunca akreple yelkovan
Hiç tanımadığı duvarlarla özdeşleştirilen saatler
Kendime sıktığım nezih bir kurşunun çığlığında
Telkinlerle yatıştırmayı denedi göğ(s)ümü kasıp kavuran fırtınayı
Gökyüzü ile yeryüzü yüz yüze gelmemeye dikkat ederken
İki bulutun ilişkisindeki ten uyuşmazlığında
Nehirlerden tedarik ediyorduk göz yaşlarımızı
Kanlı bıçaklıydık hayatla
Soluğumuz kesilmişti hatta paslı makaslarla
Tekrar dikiş tutmayınca üzerimizde prova edilen yıllar
İndirdik göz kepenklerimizi iflas eden ömürlerimize
Narkotik kelimesinin sık telaffuz edildiği vakitlerdi
Omuzlarına binen ağırlığı taşıyamayıp devrilen ambulanslar
Yeri(ni) yerinden oynatıyordu yüreğimde
Vitrin camlarında rujunu tazelerken sokaklar
İsmim mimleniyordu bazı şehirlerde
Ahlakını bozuyordum çünkü tutucu mevsimlerin
Takvimime uzanışını dikizlediğim baldırı çıplak
Yaz İstanbul’ un eteklerini tutuşturuyordu amiyane tabirle
Sen ortopedik mezarlarda kurduğum düşlerimdin
Dalgınlıkla ateşlenen silah gibiydi güzelliğin
Bir revolverin bestelediği ecel eşliğinde
Teşhisi olmayan sancılarla sevmiştim seni
-Şimdi Aşk vücudunun yankılanmasıdır vücudumda
Çarpıp kapıları çıkarız sanmıştık
Kendini Muhakeme Salonundan Kadın ve erkeğin asırlardır süregelen bu (kalp)alıkoyma davasında
Söyle yanına kıvrılsaydım rahatsız olur muydun yalanlarımdan
Yoksa yalanlarımı da mı soyunsaydım
Ah şarap tesirli yar…
Bak işte boğazımdan geçmiyor hâlâ sensiz (güzel)Marmara Saçların münferit ayetler gibi düşerlerken omuzlarından
Gözlerinde göz alabildiğine kutsal topraklar uzanırdı ya
Hem Tur Dağı’na ulaşmak mümkündü bakışlarından
Hem de inmek Gayya Kuyusu’na Amorti bile vurmayan mahşer kaçkını yalnızlığım
Men ederken beni karnına fısıldadığım masalın telif haklarından
Kan ağlıyordu tüm damarlarım Hayata dört kolla sarıldığım tabutumda
Cenazelerimde hep en önlerde saf tutan
Tanrı İfrit kesilse de bazen dil kemiğimin günahlarına
Esmerliğinden nasıl mahrum edebilirdi beyaz kağıtları
-Yazılanların hepsi senin eserin, ben mesul değilim!
Hava şartları nedeniyle iptal edilen şiirlerim
Belki kızgındır ucuza kapattığım parantezlere
Kaşla söz(!) arası olay mahallini terk ederken katilim
İstersen ölü noktalarını bulalım devrik cümlelerimin
Aksanını düzeltme çabasındaki sessizliklerimde
Koynuma sokulan besmelesiz bir duadır belki de ellerin
El yordamıyla seni tefsiri zor anlamlardan aşağıya itebilirim
Bu affetme duygusundan uzak
Mayıs gecesinde Koltuk değneğiyle dengede tuttuğum cesedim
Jiletlerin gölgesinde uyuyan bileklerimi
Hibe edebilir belki dokunulmamış tenler endüstrisine
Ya da ben Prometheus’un senin kasıklarından çaldığı ateşi
Kamuya yarar sağlayacağı düşünülen cinayetlerde kullanabilirim
Hayat sevgilim,
Günün birinde belki ben de (basın)organlarımı bağışlayabilirim
Öteki gün yüzüm tutsun diye özgürlüğüme
Allah’ına kadar intihar eylemi düzenleyebilirim!
Malum ya,
Dengesiz ipler üzerinde trapez gösterisidir Aşk!
özgür gümüşsoy
This entry was posted
on Monday, May 19th, 2008 at 11:56 pm and is filed under günlük.
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
You can leave a response, or trackback from your own site.
Leave a Reply