(kimi zaman bilmediğimiz sonlara koşarız; “ sen bana bir adım gel! ben sana koşarım ”…)
her hali vardı kabuğumda acının
seğirten, ak’ça bir hayattı yaşadığım.
kanattı…
didiklenmiş bir neşenin
kördüğüm öpüşlerinden kaçıyordum…
uzağa.. daha da uzağa… en uzağa…
üzeri örtülmemiş soylu kaçaklardan uzağa…
kendime doğru…
gözlerimin görmediği o uzağa !
akşam üstleri gelirdi her gündüz vakti üzerime…
bir ömre endeks bir ıskalamaydı benimkisi…
seni ıskaladım… kendimi terk ettim…
yorgun yanlarıma eşlik ederken
cüretkarlığımla sıyrılıyordum senden…
bıçkın bir hatıradan korkar oldum…
isyankar bitimsiz öykülerim haritada, şimdi yetim..
yaşamdan daha ağır adımlarım…
ayrılıklar üzmüyor artık …
bir acının en ışıltılı yanından sıyrılırken bir tek bileklerim sızlıyordu…
meçhul bir aşkın vatansız bıraktığı
ömrümün yırtıldığı yerden başladım seni bulmalara…
ezberimdi bir aşk şarkısı…
sözsüz…
borcumdu yanan avuçlarım sana
senin teninin uğultusunda sönen
sen beni hangi uğultusuzlukta bırakmıştın ki?
sana gelmek için bölmüştüm uykumu…
aldanmışım…
“gitti” de… “gitti”… “düğümlendi” de…
paranoya sancılarım nüksetti…
ömrümden daha fazla ömrümün, içinde tükettiğin ömrün…
başım dik…
yüreğim kavi…
özlediğim! beceriksizce sevdiğim!
pörsümüş yarınlarımdan onurluca sana kefen biçtiğim renkti mai…
bir vaveyla… bir vaveyla daha…
öğüttüğüm isyanımla son gülendim bu savaşta…
“yüreğimsin”, şu kirli ütopyada tek ak’ça…
“alnımdaki sen”i kurutmaya yetmedi rüzgarlar…
alımsız bir hayatın a-dört kağıdında ağrılarım…
al ! oku !
acıyla sulandı ellerim… sustuklarımı oku…
gülaysağlıcak
// yirmidokuzmayısikibinsekiz
This entry was posted
on Friday, May 30th, 2008 at 2:57 pm and is filed under günlük.
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
You can leave a response, or trackback from your own site.
Supersin,
nazli
May 31st, 2008
sustuklarımı OKU…
nası yapıyosun bunu anlamıyorum…ama aslında bende bişe sölemek istesem yapabilsem işte aynen senin yazdıın yazıyı yazardım.
SeK
June 4th, 2008
senin böyle bi şeye ihtiyacın yok.. sen susmuyorsun.. sen konuşabiliyorsun.. sen “susma”yı bilemeyensin.. ben konuşmayı hayal edemeyen
işte öyle bir şey..
nazlı sanada çok teşekkür ederimm :)))
gulay saglicak
June 6th, 2008
very nice thank you
cami halısı
March 30th, 2010