onlarca yüzlerce ayakkabı birikir kapıda ayrı yüzler aynı cümleler kimi samimi kimi sentetik önünden geçerler sana bakarlar kimi acır kimi sadece vazife icabı ordadır belki aklında tutarsın belki de sallamazsın dualar gönderilir ikramlar getirilir içinden defolun yalnızlıgımla bırakın beni dersin aslında haksızlık ettiğinin farkındasındır çaresizce susarsın yavaş yavaş anılara geçer herkes kimi muhabbetindedir kimi de yastadır kendini keşkelerle kelepçeler suçlu olduğun için idamını istersin ama ne cellat vardır ne de yargıç kapıda biriken ayakkabılar birer birer azalmaya başlar herkes kendi dünyasına döner sense eksik dünyanla başbaşa kalırsın nihayetinde neden sorularıyla dolmaya başlar düşüncelerin keşkelerde eşlik eder eksiklik yetmezmiş gibi pişmanlıklarda işkence için bekler eş dost nasihatlarına başlar ama ateş düştüğü yeri yakar sen de o ateşle ince ince ısınırsın bazen isyan basar haykırışını bazen isterik tebessümler lanetlerine gem vurursun bir pişmanlık daha eklememek için ya da inancını sınarsın dayanabilmek için kapıda son kalan bir çift ayakkabıdır artık gitmesini beklediğin bir fakirin duasına karşılık sabah uyanıp kapıda ararsın ayakkabıları diğerleri kendi rızasıyla gider oysa isteksiz bıraktığın yerde yoktur günle birlikte işte o zaman içindeki eksikliğin verdiği boşluğun büyüklüğünü hissedersin artık daha da büyümüşsündür….
Search
Authors
Categories
- bilgisayar (7)
- fotoğraf (1)
- günlük (144)
- internet (11)
- romantizma (20)
- sarkılar (5)
Archives
- March 2009
- December 2008
- November 2008
- June 2008
- May 2008
- April 2008
- November 2007
- October 2007
- August 2007
- July 2007
- June 2007
- May 2007
- April 2007
- March 2007
- February 2007
- November 2006
- October 2006
- September 2006
- August 2006
- July 2006
- June 2006
- May 2006
- April 2006
- March 2006
- February 2006
- January 2006
- December 2005
- November 2005
- October 2005
- September 2005
çok güzel mükemmel bir yazı:)))
İsmail
January 16th, 2010